Geleceğin Matbaası: Yapay Zeka
İnsanlık tarih boyunca büyük gelişimler kat etmiştir. Matbaanın icadından Sanayi Devrimi'ne, telgraf ve ardından internetin yaygınlaşmasına kadar pek çok dönüm noktası, yaşam biçimimizi kökünden değiştirmiştir.
İçinde bulunduğumuz çağda da bu gelişmeler bizim kavrayamadığımız kadar hızlı bir şekilde hayatımıza girmeye devam ediyor ve biz de yeni ve bilinmeze karşı içgüdüsel bir korku veya temkinli bir hal içerisinde oluyoruz.
Bugün ise gündemimizdeki en önemli teknolojik gelişmelerden biri "Yapay Zeka".
Aslında bu kavram zannettiğimiz kadar yeni değil; kökleri 1950'lerde "Makineler düşünebilir mi?" sorusunun sorulmasına kadar uzanıyor. Ancak bilgisayarların işlem kapasitesinin artması ve internetin devasa boyutlarda işlenebilir veri sağlamasıyla Yapay Zeka şimdilerde ilk kez altın çağını yaşıyor.
Nasıl çalıştığını soracak olursak hemen herkesin telefonunda mesaj yazarken karşısına çıkan kelime önerilerine benzetebiliriz.
Bir kelime tuşladığınızda telefonunuz zihin okumaz; sadece daha önce yazılan milyonlarca mesaja bakarak sonraki kelimeyi hesaplar. Yapay zekalar da bu basit mantığın ileri düzeyde gelişmiş halidir.
Artık savaşlar topla tüfekle değil; siyasetle, siber güçlerle, yazılımlarla yapılıyor ve yapay zeka da yavaş yavaş bu alanda yerini alıyor.
Bu durum yalnızca makro düzeyde devletleri değil, mikro düzeyde sıradan bireylerin günlük yaşamını da etkiliyor.
Günümüzde bizi en çok korkutan konulardan biri dış işlerden ziyade yapay zekanın direkt olarak bize etkisi.
Bugün yapay zekanın işlem gücü, hem bir çok gündelik işimizi hızlandırıyor hem de müşteri hizmetleri, standart çevirmenlik gibi mesleklerin insan gücü talebini azaltıyor.
Peki yapay zeka insanın 'işini elinden alıyor' mu?
Aslında cevap basit; nasıl ki hesap makinesi matematikçileri ortadan kaldırmadıysa yapay zeka da insan doğası gibi karmaşık ve öngörülemez konularda en iyisi olamaz.
Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki yapay zeka adından da anlaşılacağı gibi bir insan ürünüdür. Aciz bir varlığın ortaya çıkardığı bir şey kusursuz olamaz.
Bu sebeple, uzun vadede yapay zekanın hata payı azaltılsa bile — ki azaltılacaktır — cerrahlık, tesisatçılık, psikolojik danışmanlık gibi el becerisi, insani empati ve anlık durumsal karar alma yeteneği gerektiren mesleklere adapte olması bir hayli zor olacaktır.
Popüler medya organları daha çok etkileşim alabilmek uğruna yanıltıcı başlıklar kullanmaktan çekinmiyor. Öyle ki insanlar yapay zekanın araştırma ve geliştirilmesinin durdurulmasını savunabiliyor. Böyle bir durum mümkün mü? Mümkün olsa bile güvenli bir seçenek değil.
Geçmişte nasılsa bugün de değişime direnç gösterenler değil, merak eden, tartışan ve teknolojiyi lehine kullanabilenler başarıya ulaşacaktır.
Müslümanlar olarak biz de yapay zekayı lehimize, yani gayemiz olan İslamı yaymak ve yaşatmak için kullanmak zorundayız.
İnsan için ancak çalışmasının karşılığı vardır. (Necm 53/39)